I’m a journalist for the local newspaper. I enjoy my job and the whole team there is just wonderful.

Uğur Keskin ©

About

(Tab Widget 1)


(Tab Widget 3)

GSM: +905380368652

MAİL: info@transformicefirarda.com

(Tab Widget 2)

20 Nisan 1999 tarihinde Rize'nin Çayeli ilçesinde doğdum. 16 yaşında Bilişim Teknolojileri bölümünü tercih etmiş öğrenciyim. Daha önce bir çok proje açtım, ( teknokeskin.com , takipzamani.com , transformicefirarda.com , twittertakipcisiteler.com vb. ). Web işleriyle uğraşan biriyim, amatör olarak web tasarımlar yapıyorum.

(Tab Widget 4)









Resume

Employment

Education

Portfolio

nedir


Bir çok bilgisayar kullanıcısının hakkında mutlaka bir şeyler duyduğu, fakat ne olduğunu tam olarak bilmediği, kendi yapısında barındırdığı birkaç ayar dışındaki diğer ayarların ne anlama geldiğini bilmediği, PC’mizin arka planında çalışan ufacık bir “işletim sistemi” var: BIOS.

BIOS, PC’mizin çalışması için gereken temel bir yapı olmakla birlikte, donanımların birbileri arasındaki bağı kuran ve onların çalışmasına olanak tanıyan ufak bir işletim sistemidir. İster yeni bir kullanıcı olun, ister eski bir kullanıcı olun, bu vakitten sonra artık BIOS ile istemeseniz de haşır neşir olmalısınız.

Peki, BIOS Nedir? Ne işe yarar? Yapısında buluna ayarların fonksiyonu nedir? Teker teker bu sorularınızı cevaplıyoruz.

BIOS Nedir? Ne İşe Yarar?

"Basic Input/Output System" (Temel Giriş/Çıkış Sistemi) kelimelerinin baş harflerinin birleşmesinden meydana gelen BIOS, PC’nizin çalışması için gereken temel işletim sistemi olarak özetlenebilir. Sadece okunabilir bellek (ROM) üzerine yazılmış bir yazılım olan BIOS, anakartınızın özelliklerini yönetebilmeniz/ kullanabilmeniz, diğer donanımlar arasında bir bağ kurması için görev yapar. Daha kaba bir ifadeyle, bilgisayarınız açılırken genelde “Press DEL to Enter SETUP” ifadesine hitaben DEL tuşuna basarak girdiğiniz yazılımsal bölümdür.


BIOS'a girdiğiniz zaman karşılaştığınız genel görünüş.

“Sadece Okunabilir Bellek” üzerinde olmasından dolayı, BIOS burada kalıcıdır. Kalıcı olmasının bir sebebi ise, her defasında PC’nizi açtığınızda BIOS’un işlem yapmasıdır. PC’nizin açılmasında görev almakla birlikte, işletim sisteminiz ile diğer donanımlarınız arasında bir bağ kurmaya olanak sağlar. Örneğin, anakartınız üzerinde olan donanımların listesini işletim sistemine BIOS verir. BIOS ile anakart ile sunulan özellikleri değiştirebildiğimiz gibi, sistemin daha iyi çalışması, uyumsuzlukları gidermek için bir takım ayarlamalar yapılabilir. Örneğin, entegre olarak ses kartı taşıyan anakartın BIOS’una girerek ses özelliğini iptal ettiğimizde işletim sistemi artık bu ses kartını algılayamayacaktır. Biraz önce de bahsettiğimiz gibi BIOS, bir yazılım olduğundan, anakartın dengeli + performanslı çalışması için kullanıcılara ayar yapma olanağı sunuyor.


BIOS, sadece okunabilir bellek tipi olan EEPROM üzerine kaydedilir.

BIOS’u şöyle özetlersek sanırım akıllarda daha kalıcı olacak: “BIOS, anakartınızın özelliklerini belirleyen/değiştirebilen ve üzerine takılı olan donanımların çalışması için gereken parametreleri kullandığınız işletim sistemine aktaran minik bir işletim sistemidir.”

BIOS’lar ufak işletim sistemi gibidir dedik ya, farklı farklı markaların ürettikleri farklı BIOS’lar var. Bunlar AWARD, AMI ve Phoenix BIOS. Phoenix BIOS ile AWARD BIOS birleşerek, bazı anakartlarda ikisinin ortak ürünü olan BIOS’lardan kullanılmaya başlandı.

BIOS ile Diğer Donanımlar Arasındaki İlişki

BIOS’un minik bir işletim sistemini öğrendikten sonra, diğer donanımlar ile arasındaki bağa biraz daha yakından bakarsak, bu konuyu biraz daha pekiştirmiş olacağız.

BIOS’un görevlerini kategorize etmek mümkün:



  • Anakartın üzerine takılı olan donanımların çalışması için gereken parametreleri ve adresleri tayin etmek.
  • Anakart tarafından desteklenen özellikleri kapatmak/açmak ve bu özelliklerin değerlerini değiştirmek/gözlemlemek.

BIOS, üzerine takılı olan donanımların çalışma adreslerini kullandığınız işletim sistemine bildirerek onların doğru düzgün çalışmasına olanak tanıyor. Normal şartlarda BIOS, aygıtların çalışma adreslerini biraz cömert davranarak işletim sistemine yaptırmayı uygun görüyor. Ama bu her zaman işleyen bir yöntem değil. Kalabalık ek donanıma sahip bir sistemde, bazı donanımların “çalışma adresleri”, kullandığınız işletim sistemi tarafından aynı atanınca, çakışma dediğimiz olay ortaya çıkıyor. Donanımlar kendi aralarında, “burası benim, şurası senin” gibi kavga ederler ara sıra. Çoğu zaman, aynı “çalışma adresine” sahip donanımlar kendi aralarında bu yeri paylaşarak sorun çıkartmazken, bazılar ise inatçılık eder ve “yok arkadaş burası illa benim; sen git başka yere yerleş” şeklinde uyumsuzluk çıkarabilir. Bu sayede iki donanım da birbirine küser ve ikisi de çalışmaz. Ama, BIOS’a girip, aygıtların kullanması gerektiği çalışma adreslerini (IRQ,DMA vs.) kendiniz belirlediğinizde bütün her şey kuzu kuzu çalışmasına devam eder.


Anakarta takılı olan aygıtların kullandığı adresler BIOS tarafından gösteriliyor.

Diğer taraftan, örneğin, anakartın açılışta ilk olarak hangi aygıtı (HDD, Floppy, SCSI) kullanmasını istiyorsanız, bunu BIOS’dan halledebilmeniz mümkün. İşte bu örnekte olduğu gibi, anakartınızın desteklediği özelliklerini bu şekilde kullanabiliyorsunuz / değiştirebiliyorsunuz.





CMOS Nedir?

BIOS bir yazılımdır ve sadece okunabilir bellek üzerindedir. Sadece okunabilir olduğu için BIOS üzerinde yaptığımız değişikliklerin bir yere kaydedilmesi gerekiyor. BIOS’da ayarları değiştirdiğimizde bu ayarlar CMOS(Complimentary Metal Oxide Semiconductor) denilen bir bellek çeşidine kaydedilir. Bilgilerin burada tutulması için bir pil ile CMOS sürekli beslenir ve kaydettiğimiz ayarların burada sürekli kalmasını sağlarız.


BIOS çipi ve değiştirdiğiniz ayarları saklamak için kullanılan pil yan yana.

Sistem açıldığında, CMOS’da bizim ayarladığımız ayarları okur. BIOS’da bir takım ayarlar yaptıktan sonra sistem açılmazsa kullanıcılara “CMOS’u sıfırlayın” diye öneri getiririz. CMOS’u sıfırlamanın bir diğer anlamı, BIOS ayarlarını orijinaline döndürmektir.

Kaydettiğiniz ayarlar bir süre sonra kayboluyor ise ve sık sık CMOS Checksum error hatası alıyorsanız, anakartınızın üzerinde bulunan pili değiştirmeniz gerekiyor. Bu da sorununuz çözmezse, CMOS yongası bozulmuş demektir.
Read more Posted Under: , , , , , , , , ,
Resim

Bir elektrik akımı tarafından aşılan bir elektrolitin uğradığı ayrışmaya elektroliz denir. Elektroliz, bu akımın elektrolit içinde iletilmesiyle birlikte gelişir. Elektrolit, çoğunlukla erimiş olarak ya da bir tuz eriyiğinin sulu çözeltisi halindedir. Volta pilinin bulunmasıyla (1800) ve suyun elektrolizine uygulanmasıyla ilgili ilk deneyler, XIX. yy’ın başlarında gerçekleştirilmiştir.Elektroliz sözcüğünün, olayı özel olarak inceleyen Michael Faraday tarafından ortaya atıldığı sanılmaktadır.

Elektroliz ile ilgili bazı terimler:

Elektrolit:İçinde serbest iyon bulunduran ortamlara denir.

Elektrot:Elektrolit içine batırılan metallere denir.

Anot:Bir elektroliz kabında üreticinin pozitif kutbuna bağlı elektroda denir.

Katot: Elektroliz kabında üreticinin negatif kutbuna bağlı elektroda denir.

Elektrolizin Uygulama Alanları

Elektroliz, öncelikle, elektrolizle metalürjilerde, metallerin hazırlanmasında (çözünmez anot) ya da arıtılmasında (çözünür anot) kullanılır. Elektroliz, ayrıca, galvanoplastide, bir elektrolitik metal birikimiyle metal birikimiyle döküm kalıbına biçim vermede aşınmaya karşı korumada ve bir metal çökeltisiyle metallerin kaplanmasında (sözgelimi, nikel kaplama, çinko kaplama, kadmiyum kaplama, krom kaplama, gümüş ya da altın kaplama) baş vurulan bir yöntemdir. Arı hidrojen, özellikle, suyun elektroliziyle elde edilir. Öbür uygulamaları arasında, gaz üretimi (klor), metal üstünde koruyucu oksitli anot tabakalarının elde edilmesi (alüminyumun, alümin aracılığıyla anotlaştırılması işlemi) elektrolizle parlatma, metallerin katot ya da anot olarak yağlardan arındırılması sayılabilir. Elektroliz, akım şiddetlerinin, özellikle de voltametrelerdeki akım miktarlarının ölçülmesine de olanak verir. Sürekli akım yardımıyla, organik dokuların ayrıştırılmasına dayanan tedavi elektrolizi, cerrahide sinir uçlarının (nöronların), sertleşen urların, burun deliklerindeki poliplerin yok edilmesinde, sidik yolu (üretra) ya da yemek borusu daralmalarının tedavisinde vb. kullanılır. 

ELEKTROLİZDEN YARARLANMA

1.Metallerin Ayrıştırılması

Bunun için hangi metal ayrıştılıcaksa,o metalin bir tuzunun çözeltisi hazırlanır.Bu yöntem en çok bakır matali için kullanılır.Çözelti içine batırılan elektrotlardan biri arı bakır diğeri de arı olmayan bakırdır.Bakır iyonları (+)yüklü olduğundan katoda gider orada nötrleşerek arılaştırılmış olur.

2.Metalle Kaplamacılık

Herhangi bir metalle kaplamak istediğimiz bir cisim elektroliz kabında katot olarak kullanılır.Hangi metalle kaplamak istiyorsak o da anot olarak seçilir.Çözelti yerine anot olarak kullanılan metalin tuzunun, sudaki çözeltisi alınırTeknikte kromaj,nikelaj ve gümüşle kaplama bu metodla olur.Bir demir çatal nikelle kaplanmak isteniyorsa,çatal katot,nikel ise anot olarak seçilir.Çözelti olarak nikel tuzu çözeltisi kullanılır.Sulu çözelti içindeki nikel iyonları katoda gider ve element halinde birikerek kaplama olayını gerçekleştirirler

-1-
Suyun Elektroliz Deneyi

Deneyin amacı:Suyun,elektroliz yoluyla hidrojen ve oksijene ayrılması.

Araç ve Gereçler: 8 yuvarlak pil ve pil yatağı (veya 12 voltluk doğru akım güç kaynağı)

İletken teller ve tel tutturucuları

3 beherglas (250 cm3)

3 deney tüpü

6 çelik elektrot

Çamaşır suyu sodası çözeltisi

Ön bilgiler ve deney yapılışı: Temiz bir kaba 500cm3 saf su konur. 60 gr çamaşır sodasını (Na2 CO3 H2 O) azar azar su içine döküp karıştırarak çözünüz. Daha sonra çözeltiye, 1000cm3’e çıkıncaya kadar saf su ilave edilir. Böylece yaklaşık %5’lik çözelti hazırlanmış olur. 250 cm3’lük temiz bir beherin üçte ikisine kadar çözelti konur. İki deney tüpü alarak bunlar ağızlarına kadar ağızlarına kadar çözeltiyle doldurulur. Kesiti tüp ağzından daha geniş bir tıpayı parmağınızla bu tüpün ağzında tutarak tüp ters çevrilir ve beherdeki çözeltiye daldırılır. Daha sonra parmak çekilir ve tıpa çözeltiden alınır. Böylece tüp içine hava girmesi önlenmiş olur. İkinci tüp için de aynı işlem yapılır. İki çelik elektrot alınarak bunları, birer uçları çözelti içindeki tüpler içine girecek şekilde yerleştirilir. Elektrotların çözelti dışında kalan uçlarına tel tutturucuları ile iletken teller bağlanır. İletken tellerden birinin ucunu seri bağlı pillerin veya doğru akım güç kaynağının (+) ucu ile birleştirilir. Diğer iletken ucunu pil veya güç kaynağının (-) ucuna dokundurulup çekilir.

Elektroliz kabındaki elektrotlardan güç kaynağının (+) ucuna bağlanmıştı. Şimdi de diğer elektrotu güç kaynağının (-) ucuna bağlanıp saate bakılır.5, 10, 15. dakikada tüplerde toplanan gaz miktarları tüpler üzerinde işaretlenir ve devre kesilir. Güç kaynağının (-) ucuna bağlı elektrotun bulunduğu tüpte hidrojen gazı diğer tüpte de oksijen gazı toplanır.

Sonuç: Su, kendini meydana getiren hidrojen ve oksijene ayrışmış olur.

Elektrolizi Kim Bulmuştur?

Michael Faraday

(Newington, Surrey, bugün Southwark – Hampton Court 1791-1867)

Bir demir işçisinin oğluydu. Londra’da bir kitapçı kırtasiyede çalışmaya başladı, daha sonra bir ciltçinin yanında çırak oldu. Böylece çok sayıda kitap okuma fırsatını buldu ve özellikle Kimya ve elektriğe ilgi duydu. Geceleri Davy’nin Royal İnstitution’da verdiği derslere katıldı ve bilimsel konferansları izledi. Davy burada kendisine asistanlık görevi verdi; aynı yerde 1825’te laboratuar müdürü, 1833’te de kimya profesörü oldu.

Kimya ile ilgili ilk araştırmalarında maden kömürü katranlarında benzeni buldu. Basit bir aletin içinde sıkıştırma ve soğutma yoluyla, çağında bilinen hemen hemen bütün gazları sıvılaştırmayı başardı. Qersted’in buluşundan sonra 1824 yılında elektromanyetikliği incelemeye başladı ve bir mıknatısın elektrik akımı üzerindeki etkisini gözledi; böylece Ampére’in kuramlarını tamamlamış oldu. Bu yolla, sürekli mıknatısların etkisi altındaki bir devreyi döndürmeyi başardı ve elektrik motorunu çalıştıracak ilkeyi bulmuş oldu. 1831’de, kuşkusuz en önemli buluşunu gerçekleştirdi: mekanik enerjiyi elektrik enerjisine çeviren elektromanyetik indüklemeyi bularak dinamoların yapımını sağladı.1833’te elektroliz kuramını ortaya koydu; olayın adını, elektrot ve iyon terimlerini ortaya attı: kendi adını taşıyan nitelik ve nicelik yasalarını belirledi. Daha sonra elektrostatikle uğraştı, 1843’te elektroskopa bağlı silindir yardımıyla elektriğin korunumu ilkesini doğruladı. Etkiyle elektriklenme kuramını ortaya koydu; çukur bir iletkenin ( Faraday kafesi) elektrostatik etkilere ekran oluşturduğunu gösterdi. 1846’da elektrostatik enerjinin dielektriklerde yerleştiğini buldu. Bu buluşu Maxwell’in elektromanyetiklik kuramını geliştirmesine yardımcı oldu ve elektrikle Hertz dalgaları arasındaki bağıntıları açıklamaya yaradı. Yine bu buluş yalıtkanların özgül indükleme gücünü tanımlamayı sağladı. 1838’de elektro-ışıldama olayını ortaya koydu. 1845 tarihli son buluşları, polarize ışığın manyetik alan üzerindeki etkisi de diyamanyetikliktir.
Read more Posted Under: ,
android

Android, Google ve Open Handset Allience tarafından kodlanmış Linux İşletim Sistemi tabanlı bir mobil cihaz (PDA ve cep telefonları) için geliştirilmiş açık kaynak kodlu bir işletim sistemidirandroid
Android, aygıtların fonksiyonelliğini genişleten uygulamalar yazan geniş bir geliştirici grubuna sahiptir. Android için hali hazır da 250,000'den fazla uygulama bulunmaktadır. Android Market ise, Android işletim sistemi uygulamalarının çeşitli sitelerden indirilebilmesinin yanı sıra, Google tarafından işletilen kurumsal uygulama mağazasıdır. Geliştiriciler, ilk olarak aygıtı, Google'ın Java kütüphanesi aracılığıyla kontrol ederek Java dilinde yazmışlardır.
Open Handset Allience, 5 Kasım 2007'de Android'i kurduğunu duyurmuştur ve ardından 34 adet donanım, yazılım ve telekom şirketi, mobil cihazlar için telif hakkı olmayan bir işletim sisteminin teknolojinin gelişimi için yararlı olduğu konusunda hemfikir olmuşlardır. 2008'de piyasaya sürüldüğünde, birçok Android İşletim Sistemi Apache free-software ve Açık Kaynak Kodu lisansıyla geliştirilmeye açık hale gelmiştir. Android, linux kernel üzerine inşa edilmiş bir mobil işletim sistemidir, bu sistemde ara katman yazılımı, kütüphaneler ve API C diliyle yazılmıştır. Uygulama yazılımları ise, Apache harmony üzerine kurulu java-uyumlu kütüphaneler ihtiva eden uygulama iskeleti üzerinden çalışır.Android, derlenmiş java kodunu çalıştırmak için dinamik çevirmeli (JIT) Dalvik sanal makinasını kullanır ve cihazların fonksiyonerliğini artıran uygulamaların geliştirilmesi için çalışan geniş bir programcı çevresine sahiptir.

ETİKETLER: android, nedir, kısaca, bilgi, hakkında,
Read more Posted Under: ,

Popular Post

Comments

Videos

Formulir Kontak

♖Your Name :
✎Your Email *required
✉Your Message *required